İmanı hayat kılabilmek

İmanı hayat kılabilmek


İmanı hayat kılabilmek

Bu günden itibarek bu platformda sizlere dini makaleler de yazmaya başlayacağız. Bu gün ve her gün peş peşe iki konuyu ele alacağımız dini makalelere dini bilgiler kategorisinden ulaşabileceksiniz.  Bu günkü ilk makalemiz olan İmanı hayat kılabilmek isimli makale ile sizlerleyiz.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz’e (s.a.s.) bir gün, “İman nedir?” diye soruldu. Efendimiz, “İman, seni dünyada mesut kılacak bir ahlaktır. Allah’ın haram kıldıklarından uzaklaştıracak bir takvadır.

Cahillerin yapıp ettiklerinden uzak tutacak vakur bir duruştur.” şeklinde cevap verdi. Bu cevabıyla o, insanı insan kılan ahlak ve takvanın, imanın önemli yansımaları olduğunu çağlar ötesinden dile getirmişti. Aynı zamanda yaratılışımızın hikmeti ve varoluşumuzun gayesini de veciz bir şekilde özetlemişti.

Mü’min, imanının bir gereği olarak Allah ve Resûlü’nün emir ve yasaklarına riayet eder. “Elinden ve dilinden emin olunan kişi” olarak her daim istikamet üzere olur. Hiçbir canlıya zarar veremez,
zulmedemez. Kin, nefret ve düşmanlıkla gönlünü harap edemez.
Bakışlarını harama yöneltemez ellerini ve ayaklarını harama yönlendiremez.

“Utanmıyorsan dilediğini yap.” (Buhârî, Edeb, 78) nebevi öğretisini kendisine rehber edinir; ahlakı, fazilet ve erdemi kuşanır; imanı ile bağdaşmayan söz ve davranışlardan da kaçınır.

Şirke asla yer yoktur

Kâinatta her şey bir sebebe bağlı olarak, bir kanunla cereyan eder.
Toprak yağmurla canlanır. Yağmur bulutlarla taşınır. Çeşit çeşit meyveler bize ağaçların elleriyle sunulur.

Allah’ın bu kâinata yerleştirdiği kanunlar ve sebepler, O’nun adına
iş gören memurlardır. O’nun adına iş gördükleri için bize düşen, onlara itaat etmektir. Yani Allah nasıl din olarak bize bildirdiği kanunlarına itaat etmemizi emretmişse, bu âleme yerleştirdiği tabiat kanunlarına itaatle de bizi yükümlü kılmıştır. Fakat bu durum, Allah’ın fiillerinde sebeplerin ve kanunların bir ortaklığı bulunduğu anlamına hiçbir surette gelmemektedir. Böyle anlaşılırsa, Kur’an’ın “şirk” olarak adlandırdığı en büyük günah işlenmiş olur.

Şirk, Allah’a ortak koşmaktır. Bu da, Allah’ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde, mülkünde Allah’tan başkalarını da ortak ve tesir sahibi saymak, Allah’tan başkalarını O’na denk tutmak veya Allah’tan başkalarına kulluk etmek şeklinde ortaya çıkabilir. Oysa sebepler
vasıtasıyla ortaya çıkan sonuçlarda ilim, hikmet, rahmet, irade, kudret gibi sıfatların eseri vardır.

YORUMLAR

error: Content is protected !!
türkiye sohbet | sohbet | sohbet odaları